BIST 100 haftaya yükselişle başladı

Pazartesi sabahı ekran başında soluğu alan yatırımcılar için haftanın açılışı nispeten ferahlatıcı bir tabloyla geldi. BIST 100 endeksi güne alıcılı bir seyirle başlarken, borsayı yakından takip edenler için asıl mesele rakamların yeşil yanmasından ziyade bu hareketin arkasındaki kalıcılık şüphesi. Sabah saatlerindeki açılış coşkusu, geçen haftanın o yorucu ve belirsiz dalgalanmalarından sonra küçük bir nefes alma alanı yarattı.

Bu konuyu asıl merak edenler, portföyündeki hisselerin yönünü tayin etmeye çalışan bireysel yatırımcılardan başkası değil. Ekranda yeşil mumları görmek elbette moral veriyor ancak asıl problem, bu ivmenin gün sonuna kadar korunup korunamayacağı ya da birkaç saatlik tepki alımından mı ibaret olduğu. Kredi maliyetlerinin yüksek seyrettiği, enflasyon patikasının bütçeleri zorlamaya devam ettiği bir ortamda, borsadaki her yükseliş haberi evdeki hesapla çarşıdakinin uyuşup uyuşmadığını kontrol etme refleksi doğuruyor.

Piyasayı sadece bir rakam ibaresi olarak değil, arka plandaki algoritmik emirlerin ve bilanço beklentilerinin çarpıştığı bir alan olarak okumak gerekiyor. Küçük yatırımcının işlem alışkanlıkları da değişti; artık herkes anlık tavan tavan giden hisselerden ziyade nakit akışı güçlü, döviz pozisyonu dengeli şirketleri arıyor. 3 Ağustos sabahındaki bu açılış, tam da bu temkinli ama umutlu bekleyişin bir yansıması olarak okunabilir.

Borsanın haftaya bu şekilde başlaması, özellikle risk iştahı düşük olan ancak faiz dışı getiri arayışındaki orta ölçekli yatırımcı grubunu doğrudan etkiliyor. Sektörel bazda bakıldığında holdingler ve sanayi kollarındaki hareketlilik, endeksin sırtındaki yükü bir nebze hafifletiyor. Finans teknolojileri ve aracı kurum platformlarının anlık yoğunluk testlerinden geçtiği bu günlerde, sistemlerin hızı da yatırımcı psikolojisini doğrudan şekillendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Yazı masamda ekranı izlerken gördüğüm tablo, piyasanın hâlâ haber akışlarına fazlasıyla bağımlı olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Teknik seviyeler ne söylerse söylesin, gün içinde gelebilecek makroekonomik veriler bu iyimser tablonun rengini anında değiştirebilir. Dolayısıyla açılıştaki yeşil ışığa bakıp tüm haftayı güllük gülistanlık beklemek ne kadar yanıltıcıysa, erken bir panikle pozisyon kapatmak da o kadar riskli.

Gözler tamamen açıklanacak enflasyon verilerinde ve şirketlerin ikinci çeyrek bilançolarında olacak. Bu haftanın açılış rallisinin kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğini bize gösteren asıl pusula, fon yöneticilerinin hisse dağılımlarındaki hamleler olacak. Ekranı kapatıp geriye yaslandığımızda, asıl sorunun borsa açılışından ziyade bu dalgalanma denizinde kararı soğukkanlılıkla verebilmek olduğunu hatırlıyoruz.

Yorum yapın