Yılın ilk yedi geride kalırken Borsa İstanbul cephesinde ekranı açanların karşılaştığı tablo, son dönemde ezberlenen senaryolardan oldukça farklı bir hikaye anlatıyor. Tasarruflarını enflasyondan korumaya çalışan küçük yatırımcıdan büyük fon yöneticilerine kadar herkesin ortak meselesi, bu dar ve dalgalı koridorda parasını nasıl eritmeyeceğiydi. Piyasalar sıkı para politikalarının gölgesinde nefes almaya çalışırken, endeksteki genel karamsar havanın arkasında aslında bambaşka bir matematik işliyordu.
Günün sonunda portföylerini açtıklarında yeşil sayıları görmek istiyor ancak yüksek faiz ortamının yarattığı alternatif maliyet baskısı, borsaya olan iştahı sürekli törpülüyordu. Mevduat oranlarının cazibesi ortadayken, riskli varlıklarda kalmak ya da yeni pozisyon açmak ciddi bir cesaret gerektiriyordu. İlk yedi ayın sonunda yükselen hisse sayısının düşenleri geride bırakması, piyasadaki sığlığa ve fon akışındaki dengesizliklere rağmen seçici olabilenlerin kazandığını gösteriyor. Her hissenin aynı oranda prim yapmadığı, hatta endeksin genel yönünden bağımsız hareket eden kağıtların ayrıştığı bir dönemden geçiyoruz.
Bu tablonun arkasında yatan temel neden, şirketlerin maliyet yönetimi ve döviz karşısındaki dirençleri oldu. Sektörel bazda yaşanan ayrışmalar, hangi şirketin finansal okuryazarlığı yüksek yatırımcıyı çektiğini net bir şekilde ortaya koydu. Bilançoların gelmeye başladığı bu sıcak yaz günlerinde, yatırımcıların artık sadece “hangi hisse ucuz?” sorusunu değil, “bu şirket yüksek faiz ortamında borcunu nasıl çeviriyor?” sorusunu sorması gerekiyor. Yükselenlerin düşenleri geçmesi, bilinçli ve temkinli hareket eden sermayenin doğru adresleri bulduğunun bir işareti.
Önümüzdeki aylarda bu tablonun kalıcı olup olmayacağı, merkez bankalarının atacağı adımlara ve enflasyon verilerindeki katılık derecesine bağlı. Eğer faiz indirimi beklentileri fiyatlanmaya başlarsa, borsadaki bu seçici iyimserlik daha geniş bir tabana yayılabilir. Ancak bu süreçte plansız hareket edenler için ekranlardaki yeşil renkler sadece geçici birer teselli olarak kalacak.