Özelleştirme kararları ve imar planları

Resmi Gazete’deki imar planı onayları genelde maktu, sıkıcı bürokratik metinler olarak okunur ve hızla geçilir. Sanılanın aksine, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) imar planı onayları sadece arsaların el değiştirmesinden ibaret değil. Bu kararlar, yaşadığımız şehirlerin lojistik damarlarını, altyapı yatırımlarını ve elektrik-su gibi temel hizmetlerin dijitalleşme süreçlerini doğrudan etkiliyor. Bir gayrimenkulün imar durumu değiştiğinde, oraya kurulacak baz istasyonlarından fiber altyapı rotalarına kadar pek çok planlama da baştan yazılıyor.

Bir bölgenin statüsü özelleştirme kapsamında sanayi alanından ticaret ve teknoloji üssüne dönüştürüldüğünde, yereldeki fiber altyapı yetersiz kalabiliyor. Şirketler yeni projeler için sıfırdan kazı izni beklerken, kullanıcılar da aylarca yüksek hızlı internete erişememe sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Kâğıt üzerinde imzalanan o imar planları, binlerce insanın yarın hangi hızda internete bağlanacağını ya da hangi şarj istasyonunu kullanacağını belirliyor.

ÖİB kararlarının arka planında, kamu varlıklarının özel sektör dinamikleriyle harmanlanarak daha verimli kullanılma hedefi yatıyor. Tabii bu durum her zaman sorunsuz ilerlemiyor. Plan notlarındaki belirsizlikler, belediyeler ile merkezi idare arasında yetki çatışmalarına yol açabiliyor ve bu da yatırımların sahaya inmesini geciktiriyor. Şehirlerin dijital dönüşümü sadece yazılımdan ibaret değil; atılan her beton, dökülen her asfalt ve onaylanan her imar planı, akıllı şehir teknolojilerinin omurgasını oluşturuyor.

Önümüzdeki dönemde bu kararların enerji verimliliği ve yeşil bina standartlarıyla daha sıkı entegre olmasını bekliyoruz. Plan onayları artık sadece metrekare hesabı üzerinden yürütülemez; her yeni projenin karbon ayak izi ve dijital altyapı kapasitesi baştan tasarlanmak zorunda. Yatırım yaparken veya bölge analizi çıkarırken sadece bugünkü fiyatlara değil, onaylanan imar planlarının getireceği altyapı dönüşümüne de odaklanmak gerekiyor.

Yorum yapın