Forbes listesindeki bankacı Amor ve açık bankacılık

Al Baraka Grup CEO’su Houssem Ben Essaid Amor’un Forbes’un Orta Doğu’daki en etkili iş insanları listesinde yer alması, basında klasik bir başarı haberi olarak geçiştirildi. Oysa bu tablonun arkasında, geleneksel bankacılığın silikon vadisi refleksleriyle nasıl dönüştürüldüğüne dair çok daha somut bir veri yatıyor: Listeye giren isimlerin neredeyse tamamı, kurum içi yazılım bütçelerini son üç yılda en az üçe katlayan liderlerden oluşuyor. Geleneksel finans kurumlarının teknolojiyle kurduğu ilişki, artık sadece bir mobil uygulama arayüzünü yenilemekten ibaret değil.

Kullanıcıların bu tarz listelerle veya CEO başarı hikayeleriyle ilk bakışta pek bağı yokmuş gibi görünür. Asıl problem şu: Her gün cebimizden onlarca farklı finansal işlem yaparken, arka planda bankaların eski sistemleriyle modern fintech çözümleri arasında yaşanan görünmez sürtüşme hayatımızı zorlaştırıyor. Para transferlerinin dakikalarca sürmesi, onay süreçlerindeki donmalar veya açık bankacılık servislerinin hala her kurumda aynı akıcılıkta çalışmaması, bireysel kullanıcının günlük mesaisinden çalıyor. Al Baraka gibi devasa ölçekli küresel yapıların bu dönüşüme liderlik etmesi, bankacılık altyapılarının artık bulut tabanlı mimarilere zorunlu geçişini hızlandırıyor.

Bu değişim masadaki sıradan bir strateji raporundan ibaret mi kalacak, yoksa son kullanıcıya doğrudan dokunacak mı? Açıkçası, bu ölçekteki kurumların dijitalleşme hamleleri genellikle yavaş işler; çünkü arkalarında milyonlarca müşterinin hassas verilerini barındıran devasa legacy (eski) sistemler var. Ancak liderlerin teknoloji vizyonu değiştikçe, API entegrasyonları hızlanıyor ve bankalar adeta birer yazılım şirketine dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde finansal teknolojileri yakından takip edenlerin göreceği en net manzara, bankacılık ile açık kaynaklı yazılımların sınırlarının tamamen silinmesi olacak.

Bu dönüşümün dezavantajı ise veri güvenliği ve regülasyon baskısının her geçen gün artması. Sistemler hızlandıkça, siber güvenlik açıklarına karşı alınan önlemlerin maliyeti de katlanıyor. Bir CEO’nun teknoloji vizyonunu belirlerken sadece büyüme odaklı değil, aynı zamanda olası sızma senaryolarına karşı ne kadar dirençli olduğu da artık Forbes listelerinden çok daha kritik bir başarı kriteri haline geliyor. Bankacılığın geleceğini şekillendiren bu isimlerin hamlelerini izlerken, asıl odaklanılması gereken nokta pazarlama başarıları değil, kullandıkları altyapıların ne kadar sürdürülebilir olduğudur.

Yorum yapın