THF fonlarında zirve ve yatırımcı hareketliliği

Portföyünü enflasyondan korumaya çalışan küçük yatırımcı için geleneksel enstrümanlar bir süredir fazlasıyla yorucu. Kur korumalı hesapların cazibesini yitirmesi, borsadaki dalgalı seyir ve faiz oranlarındaki tırmanış insanları her gün yeni bir finansal hamle yapmaya zorluyor. Masaüstü veya mobil bankacılık uygulamasını açıp birikimini vadeli hesapta tutmak artık kâr etmekten ziyade sadece erimeyi yavaşlatma taktiğine dönüştü.

Tasarrufunu doğrudan tek bir hisse senedine ya da dövize bağlamak istemeyen kitle fon sepetlerine yöneliyor. Geçmişte sadece büyük sermaye sahiplerinin ya da profesyonel portföy yöneticilerinin tekelinde olan bu araçlar, artık birkaç dokunuşla akıllı telefon ekranlarımıza kadar geldi. Eskiden banka şubesindeki yatırım danışmanının iki dudağı arasından çıkan fon tavsiyeleri, bugün sosyal medyadaki finans topluluklarında ve açık kaynaklı getiri kıyaslama sitelerinde anlık olarak tartışılıyor. Aradaki en büyük makas da burada açılıyor zaten; bilgi artık asimetrik değil, herkes aynı saniyede aynı veriye ulaşıyor.

Son dönemde TEFAS verilerinde gözlenen hareketlilik, özellikle tematik fonlara olan ilginin tepe noktasına ulaştığını gösteriyor. Buradaki THF kodlu fonun zirveyi zorlaması veya işlem hacmindeki patlama sadece istatistiki bir detay değil. Bu durum, tasarruf sahibinin risk iştahındaki değişimi ve geleceğe bilet kesme çabasını doğrudan ele veriyor.

Peki bu fonlar klasik vadeli mevduattan ya da altın alıp kenara koymaktan neden farklı? Çünkü arkasında statik bir varlık tutmaktan ziyade dinamik bir yönetim stratejisi var. Altın aldığınızda fiyatın ons bazında küresel piyasalarda dalgalanmasını beklemekten başka şansınız yok. Ancak nitelikli bir fon sepeti, piyasadaki rüzgar yön değiştirdiğinde portföyü anında farklı sektörlere kaydırabiliyor. Zaten yatırımcının bu araçlara akın etmesinin temel sebebi de bu esneklik vaadi.

Yine de işin rüya gibi görünmeyen karanlık bir tarafı var. Her gün portföy değiştiren, anlık trendlerin peşinden koşan yatırımcı yönetimi, fonlardaki yönetim ücretlerinin getirisini erittiğinin farkında mı? Çoğu zaman hayır. Yüksek hareketlilik, yüksek işlem maliyeti ve bazen de yanlış zamanda trende girmenin yarattığı maliyet demektir. Günün sonunda fonu yöneten profesyoneller kazançlı çıkarken, ekran başında sürekli “acaba hangisi yükseldi” diye bakan bireysel kullanıcı stresle baş başa kalıyor.

Önümüzdeki dönemde bu fon hareketliliğinin ne kadar süreceği, enflasyonun seyrine ve dijital cüzdanların bu hıza ne kadar dayanabileceğine bağlı.

Yorum yapın