Sabah işe yetişmeye çalışırken ana caddede kilitlenen o uzun kuyrukta bekliyorsunuz, yine yeşil ışık yandı ama önünüzdeki iki araç anca hareket edebildi. Kornaya basmakla geçen o sinir bozucu saniyeler, artık sadece büyükşehirlerin değil, Ege ve Marmara’nın kesişimindeki illerin de standart sabah rutini haline geldi.
TÜİK verilerine göre Balıkesir genelindeki motorlu kara taşıtı sayısı 716 bin sınırını geride bıraktı. Nüfusa oranla trafikteki araç yoğunluğunun bu derece artması, sadece otoyollardaki metal yığınlarını çoğaltmıyor; şehir içi mobilite alışkanlıklarımızı da kökten değiştiriyor. Birkaç yıl öncesine kadar park yeri bulmanın lüks sayılmadığı merkez ilçelerde bile artık akıllı park uygulamaları veya rota optimizasyonu yapan navigasyonlar olmadan yola çıkmak neredeyse imkansız.
Bu rakamsal sıçramanın arka planında, pandemi sonrasında büyükşehirlerden kıyı kentlerine yaşanan göç dalgası ve bölgenin lojistik bir üs haline gelmesi yatıyor. Tarım ve sanayi taşımacılığının artması, şahsi araç kullanımını körüklerken toplu taşıma alternatiflerinin bu hıza ayak uyduramaması sürücüleri bireysel çözümlere itiyor. Şehir merkezindeki dar sokaklar, onlarca yıl önceki altyapısıyla bugünün araç yoğunluğunu taşımakta zorlanıyor.
Gelişmiş sensörler ve akıllı kavşak projeleri yerel yönetimlerin gündeminde üst sıralarda yer alsa da, bireysel bazda sürücülerin yaşadığı stres her geçen gün artıyor. Yakıt maliyetleri ve zaman kaybı, araç sahiplerini yapay zeka destekli trafik uygulamalarını daha yoğun kullanmaya zorluyor. Artık mesele sadece A noktasından B noktasına gitmek değil; bunu en az yakıtla ve en az sinir harbiyle yapabilmek.
Önümüzdeki dönemde elektrikli araç altyapısının bu yoğunluğa nasıl entegre olacağı ve şarj istasyonlarının bu 716 binlik potansiyele ne kadar sürede yetişeceği merak konusu. Sürücüler ise her sabah aynı kavşakta, bir sonraki ışık döngüsünde yeşili görebilmeyi umut ederek beklemeye devam ediyor.