Bankalar neden sanayinin gerisinde kaldı?

Piyasaları takip edenler son dönemde ilginç bir makas açılmasına tanık oluyor. Uzun süredir Borsa İstanbul’un lokomotifi olan Türk bankacılık sektörü hisseleri, sanayi şirketlerinin gerisinde kalmış durumda. Oysa halk arasında yaygın bir kanaat vardır: Enflasyonist dönemlerde bankalar paraya para demez, karları katlanır ve borsanın tahtını kimseye bırakmazlar. Bu ezber ne yazık ki son aylarda geçerliliğini yitirdi. Tablo sadece bir borsa dalgalanması değil, ekonomi politikalarındaki yapısal dönüşümün doğrudan bir yansıması.

Yıllarca biriken tasarruflarını enflasyondan korumak için banka hisselerine yaslanan milyonlar, bu kez aradıkları getiriyi bulamadılar. Sektörün karşı karşıya olduğu faiz baskısı, geleneksel kar modellerini altüst etti. Bankalar yüksek faizle kaynak toplarken, verdikleri kredilerin maliyetleri ve vade uyumsuzlukları bilanço üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Yüksek maliyet ortamına direnebilen ve ihracat potansiyelini koruyan sanayi şirketleri ise yatırımcının radarında bankaların önüne geçmeyi başardı.

İşin aslı, bankacılık sektörünün eski kurallara göre oynamamasıyla ilgili. Sıkı para politikası ve BDDK düzenlemeleri, bankaların serbest alanını daralttı. Kredi büyüme sınırları, menkul kıymet tesis zorunlulukları derken, bankalar ellerindeki likiditeyi istedikleri gibi değerlendiremiyor. Sanayi tarafında ise döviz bazlı gelir üretebilen, borçluluk oranı düşük ve operasyonel verimliliğini artıran üreticiler bu zorlu ekosistemde karlarını korumanın bir yolunu buldu.

Piyasadaki en büyük yanılgı bankacılık sektörünün her koşulda borsa endeksini sırtlayacağı varsayımıdır. Piyasalar artık sadece nominal karlılığa değil, aktif kalitesine, özkaynak karlılığına ve gelecekteki nakit akışlarına bakıyor. Bankaların enflasyon muhasebesi karşısındaki durumu da bu ayrışmayı hızlandıran görünmez bir duvar örmüş durumda.

Önümüzdeki dönemde faiz indirim döngüsüne girilip girilmeyeceği, bankalarla sanayi arasındaki bu yarışın kaderini belirleyecek. Yatırımcıların sadece geçmiş dönemin şampiyonlarına bakarak pozisyon alması, güncel finansal gerçeklikler karşısında hayal kırıklığı yaratabilir. Soru şu: Portföyünüzü bu yeni gerçekliğe göre yeniden dengelemeye hazır mısınız?

Yorum yapın