Yıkımın ardından ayakta kalmaya çalışan bir esnafın en son düşüneceği şey yeni bir kredi takvimi olmalı, ancak gerçekler bambaşka işliyor. Bölgedeki ticari hayatın bizzat kendisi can çekişirken, bankaların standart finansman modelleri sahadaki acil tabloyla hiçbir şekilde uyuşmuyor. İslahiye ve Nurdağı’nda kepenk açmaya çalışan işletmelerin asıl ihtiyacı yeni bir borç sarmalı değil; uzun vadeli, ödemesiz dönemli ve gerçekten esnafın kâr-zarar dengesini gözeten özel destek paketleri.
Depremin üzerinden geçen zamana rağmen taş üstüne taş koymanın maliyeti katlanarak arttı. Malzeme fiyatları, dükkan kiraları ve lojistik giderler tavan yaparken, müşterilerin alım gücü aynı oranda eridi. Bölge dışından bakıldığında her şeyin yoluna girdiği yönündeki iyimser tablolar, Gaziantep’in bu iki ilçesindeki tezgahların arkasında gerçeği yansıtmıyor. Esnaf sabah dükkanı açarken sadece bugünün cirosunu değil, vadesi gelen önceki borçların faizini düşünüyor. Finansman çağrılarının bu kadar yüksek sesle yapılmasının temel sebebi de tam olarak bu sıkışmışlık hali.
Geleneksel bankacılık sisteminin sunduğu krediler, maalesef bu ölçekteki bir ekonomik yıkımı onarmaya yetmiyor. Kısa vadeli geri ödemeler, ticari hayat henüz tam anlamıyla canlanmadan esnafı yeniden icralık duruma düşürüyor. Kredi maliyetlerinin bu denli yüksek olduğu bir dönemde, kamu bankalarının ve kalkınma ajanslarının devreye girerek sıfır faizli ya da çok uzun vadeli yapılandırmalar sunması hayati bir zorunluluk haline geldi. Aksi takdirde, bölgedeki ticari hafıza tamamen silinecek ve yerel esnafın yerini büyük sermaye grupları alacak.
Sahadan gelen verileri incelediğimde gördüğüm en büyük çelişki, desteklerin kağıt üzerinde kalması. Verilen rakamlar büyük görünüyor ancak paranın esnafın kasasına girene kadar takıldığı bürokratik engeller süreci tıkıyor. Dijital başvuru süreçlerinin hızlandırılması ve teminat şartlarının esnetilmesi gerekiyor; çünkü artık esnafın gösterecek teminatı değil, sadece çalışmak için biraz zamana ihtiyacı var.
Önümüzdeki aylarda bu finansman çağrıları karşılık bulmazsa, İslahiye ve Nurdağı sadece konutlarıyla değil, ticari kimliğiyle de göç vermeye devam edecek. Buradaki mesele sadece birkaç dükkanın açık kalması değil, bir bölgenin ekonomik olarak kendi kendine yetebilme iradesinin korunmasıdır. Yetkililer bu çağrıları sadece birer ekonomi haberi olarak okumayı bırakıp, sahadaki gerçekliğe göre esnek modeller geliştirmedikçe, bölgedeki ekonomik nabız yavaşlamaya devam edecek.