Girişimcilik havuzunda yüzmek artık sadece iyi bir fikir bulmaktan ibaret değil. Her köşe başından yeni bir hızlandırma programı çıkarken, ortalıkta dolaşan onca paranın ve mentörlük iddiasının gerçeği ne kadar yansıttığı sıkça tartışılıyor. Çoğu girişim adayı, fon bulma hayaliyle başladığı yolda masraf tabloları ve bürokratik engeller arasında kaybolup gidiyor.
Kuveyt Türk’ün Lonca Girişimcilik Merkezi tam da bu noktada, dışarıdan bakıldığında klasik bir kuluçka merkezi gibi görünse de işleyişte farklı bir kulvarda yürüyor. 12’nci dönemin başlamasıyla birlikte programa seçilen girişimler, para verelim gerisini siz halledin mantığından ziyade uzun vadeli bir hayatta kalma sınavına dahil oluyor.
Girişimlerin en büyük başarısızlık sebebi sermaye yetersizliği değil, doğru pazarı erken dönemde okuyamayışları. Lonca’nın bu yeni döneminde odaklandığı nokta da tam olarak bu sığlığı aşmak. Bankacılık kökenli bir yapının desteğiyle ilerlemek ilk başta kuruculara fazlasıyla kuralcı gelebiliyor; ancak işin içine sahneye çıkış hazırlığı ve gerçek müşteri verisi girdiğinde bu disiplinin neden şart olduğu netleşiyor.
Bu döneme kabul edilen ekiplerin önünde, prototip aşamasından ölçeklenebilir bir şirkete dönüşme evresinde zorlu aylar var. Verilen hibeler ve ofis imkanları işin sadece görünür kısmı. Esas mesele, o masalarda dönen geri bildirimleri ego yapmadan ürüne entegre edebilmekte bitiyor.
Önümüzdeki aylarda bu ekiplerin piyasaya süreceği ürünler, Türkiye’deki teknoloji ekosisteminin geride kalan değil, sorun çözen tarafında kalıp kalamayacağını gösterecek. Bakalım bu kez masadan çıkan fikirler, bülten bülten gezen sıradan sunumlardan öteye geçebilecek mi?