Temmuzda ev satışları düşerken ipotekli alımlar nasıl arttı?

Emlak piyasasındaki veriler açıklandığında genelde tek bir manşete odaklanılır: “Satışlar yine geriledi.” Temmuz ayı rakamları da bu ezberi bozmadı; genel konut satışlarında düşüş sürüyor. Fakat istatistiklerin derinlerine indiğinizde, uzun süredir görmediğimiz bir hareketlilik var. Toplam pasta küçülürken ipotekli satış kalemi ters yönde tırmanışa geçti.

Bu ayrışma sadece finansal tabloların meselesi değil. Piyasa genelinde krediye erişim maliyetleri ortadayken, bir kesimin hâlâ banka borçlanmasıyla ev alabilmesi kafaları karıştırıyor. Normal şartlarda faizlerin ve kredi şartlarının sıkı olduğu dönemlerde ipotekli satışların dip yapması beklenir. Ancak temmuz ayındaki bu ters korelasyon, alıcı profillerinin ikiye ayrıldığını net biçimde gösteriyor.

Eski dönemlerde gayrimenkul almak demek, birikimi bankaya yatırmak veya esnek konut kredisi kampanyalarını beklemek demekti. Artık banka kapısını çalabilenler, piyasadaki genel durgunluğu bir fırsata çeviriyor. Satıcıların fiyat esnetmek zorunda kaldığı bu dönemde, finansman bulabilen alıcılar rakiplerini ekarte ediyor.

Kredi musluklarının genel olarak kapalı olduğu algısı yaygın olsa da, belirli gelir grupları veya özel bankacılık imkanları bu kapıyı arkasına kadar açabiliyor. Yani mesele paranın olmaması değil, paraya ulaşabilenlerin elindeki kaldıraç etkisini doğru zamanda kullanabilmesi.

Önümüzdeki aylarda ipotekli satışlardaki bu kıpırtının kalıcı bir trende dönüşüp dönüşmeyeceğini, bankaların risk iştahı belirleyecek. Konut piyasası düz bir çizgi izlemiyor; tersine, veriler alt alta okunduğunda her ay farklı bir hikaye anlatıyor.

Yorum yapın