Mutfaktan çıkıp borsa ekranlarına uzanan bir metafor düşünün. Finans jargonunda sıkça duyduğumuz o meşhur “kebap gibi satılacak” tabiri, aslında yüzyıllardır piyasaların işleyiş biçimini özetleyen en sert gerçeklerden biri. Çoğu yatırımcı bu ifadenin sadece anlık bir fiyat hareketini ya da sıradan bir satışı temsil ettiğini sanıyor. Oysa durum uzaktan yakından öyle değil; mesele, sermayenin eller değiştirdiği o görünmez masada dönen kadim oyunun bugünkü dijital kılığı.
Kullanıcıların bu konuyu kurcalamasının temel sebebi, ekran başında gördükleri ani hareketlerin arkasındaki mantığı çözme isteği. Gecenin bir yarısı portföyünde erime gören ya da sıradan bir haberle yukarı fırlayan hisselere bakan herkesin kafasında aynı soru beliriyor: Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Asıl problem, bireysel yatırımcının piyasayı hâlâ rasyonel bir arz-talep dengesi sanması. Ekranlara yansıyan o karmaşık grafikler ve saniyelik emirler, insan psikolojisinin ve eski usul tüccar kurnazlığının kodlanmış halinden başka bir şey değil.
Piyasalar dijitalleşti ve işlemler milisaniyelere indi. Fakat insan doğası baki kaldı. Yüz yıllar önce kapalı çarşı tezgahlarında ya da Londra’daki kahvehanelerde mallar nasıl el altından eritiliyorsa, bugün de yüksek frekanslı işlem yapan algoritmalar aynı taktiği uyguluyor. Şirketler ya da büyük fonlar elindeki yüklü miktardaki varlığı piyasayı ürkütmeden, adeta eriterek elden çıkarıyor. “Kebap gibi” tabiri de tam burada devreye giriyor; ağır ateşte, sabırla, kokusu çaktırmadan yayırılarak yapılan o satış operasyonu, bugünün yapay zeka destekli piyasalarında kılık değiştirerek yaşamaya devam ediyor.
Açık konuşmak gerekiyor: Teknoloji finansı demokratkleştirmedi, sadece manipülasyonun hızını artırdı. Eskiden borsada işlem yapmak için kuyruklara girmek veya aracı kurumlara telefon etmek gerekirdi. Şimdi ise cebimizdeki akıllı telefonlardan tek dokunuşla saniyede binlerce işlem yapabiliyoruz. Fakat bu hız, küçük yatırımcının büyük oyuncuların kurduğu tuzakları fark etme süresini de sıfıra indirdi. Algoritmalar, insanın korku ve açgözlülük hissini kod satırlarına dökerek piyasayı yönlendiriyor.
Yazıyı okuduktan sonra ekran karşısındaki duruşunuzun değişmesini beklemeyin; çünkü hiçbir teknoloji piyasanın bu temel vahşi doğasını değiştiremez. Değişecek olan tek şey, gördüğünüz ani fiyat hareketlerine bakış açınız olacak. Artık “Acaba bu şirket çok mu iyi?” diye sormak yerine, “Şu an kim kimi pişiriyor?” sorusunu sormaya başlayacaksınız.
Yarın sabah piyasa açıldığında, o yeşil ya da kırmızı yanıp sönen sayılara baktığınızda ne düşüneceksiniz? Pencerden sızan sabırsızlığın kurbanı mı olacaksınız, yoksa o ateşin kimin için yakıldığını fark edenlerden mi?