Ayder’e teleferik: 20 dakikalık yol niye tartışılıyor?

Rize’nin ikonik sisleriyle kaplı Ayder Yaylası’nda, yolculuk süresini 20 dakika kısaltacak teleferik projesinin detayları netleşti. Çoğu kişinin gözünden kaçan asıl mesele ise şu: Bu sistem sadece bir taşıma aracı değil, Türkiye’nin en hassas ekosistemlerinden birine kazınacak çelik kulelerin ta kendisi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açıkladığı projeyi duyanların aklındaki ilk soru aynı: Acaba o virajlı, sabır tükenten rampalardan gerçekten kurtulacak mıyız? Kağıt üzerinde cevap net, evet. Havadan süzülerek yukarı çıkmak turizm sezonundaki araç kuyruklarını bitirecek ve karbon salınımını azaltacak. Fakat mesele sadece 20 dakikalık zaman kazancı olduğunda, tabloyu eksik okumuş oluyoruz.

Yıllardır Ayder’e gidenler bilir; oradaki asıl mesele arabayı park edecek yer bulmak değil, o coğrafyanın betonlaşma hızıyla doğallığı arasındaki gerilimli kavga. Şimdi havaya dikilecek direkler ve istasyon binaları, vadi silüetini nasıl etkileyecek? Mühendislik harikası olarak pazarlanan bu sistemler, kimi zaman doğayı korumanın en modern yolu olurken, kimi zaman da insanı doğadan koparan steril alanlar yaratıyor.

Masa başında baktığımızda, bu projenin başarısı ne kadar hızlı insan taşıdığıyla değil, doğaya inşaat aşamasında ne kadar az zarar vereceğiyle ölçülecek. Ağaç kesilmeden yapılacak denilen hatların şantiye süreçleri, Karadeniz’in sert coğrafyasında her zaman kağıt üzerindeki gibi pürüzsüz ilerlemiyor.

Önümüzdeki aylarda kazmalar vurulduğunda göreceğiz ki, asıl sınav mühendislikte değil, doğaya saygı testinde verilecek. 20 dakikalık zaman kazancı o dağda nefes alabileceğimiz temiz havayı korumaya değecek mi, asıl bunu bekleyip göreceğiz.

Yorum yapın