Borsa koridorlarında herkes bilançonun rengini konuşurken, ekran başındaki yatırımcının asıl baktığı yer mumların ne söylediğidir.
Yaz tatilinin ve ağustos sıcağının piyasalarda yarattığı o yavaş akış, Ereğli Demir Çelik hisselerinde de hissediliyor. Çoğu yatırımcı ekranı kapatıp denize gitmeyi seçti ama pozisyonunu yönetmeye çalışanlar için 14 Ağustos Cuma seansı oldukça kritik eşiklere sahne oldu. Günlük teknik göstergelere bakıldığında, ne patlamaya hazır bir boğa piyasasından ne de dağınık bir panik satışından bahsedebiliriz; ortada sıkışıp kalmış, yön arayan inatçı bir fiyat hareketi var.
Sabırsızlıkla beklenen o büyük kırılma anı gelmeden önce, hacimlerin neden bu kadar cılız kaldığını anlamak gerekiyor. Büyük fonlar tatildeyken yatırımcının dalgalarla baş başa kalması, teknik analizdeki destek ve direnç seviyelerini normalinden çok daha hassas hale getiriyor. Birkaç kademelik alım veya satım bile tahtanın dengesini anlık olarak değiştirebiliyor.
Bugünkü seansın bize gösterdiği en net şey, göstergelerin yatay seyirde dinlenmeye çekildiği gerçeğidir. RSI gibi popüler osilatörler aşırı alım ya da satım bölgelerinden uzaklaşarak orta bantta nefes alıyor. Bu durum, hissede yeni bir trend başlamadan önce piyasanın soluklandığının klasik bir işareti olarak okunabilir. Ancak bu sakinlik, kasırga öncesi sessizlik mi yoksa uzun sürecek bir patinaj dönemi mi, bunu kapanış rakamları belirleyecek.
Önümüzdeki hafta piyasa oyuncuları pozisyonlarını yeniden masaya yatırırken, Ereğli’nin bu dar bandı kırıp kıramayacağını hacim verilerinden takip edeceğiz. Sadece formasyonlara bakarak işlem yapmak bu dönemde yanıltıcı olabilir; çünkü metal sektöründeki küresel talep sinyalleri ile yereldeki maliyet baskısı arasındaki makas hâlâ kapanmış değil. Ekran başında sabırla bekleyenler için asıl sınav, teknik seviyeler kadar bu daralan marjlara karşı soğukkanlı kalabilmek.