Devlet dairelerinde ya da dijital kamu hizmetlerinde işlem yaparken saatlerce beklediğiniz, sistemin donduğu veya evrakınızın bir türlü kımıldamadığı o anları hatırlayın. Çoğumuz sorunun sadece hantal yazılımlarda veya yetersiz altyapıda olduğunu düşünürüz. Ekranın arkasındaki o dijital çarkların dönmesini sağlayan insan gücü arttıkça işlerin hızlanmasını bekleriz ama tablo sandığımız gibi çalışmıyor.
İkinci çeyrek verilerine göre kamuda istihdam edilenlerin sayısı 5,4 milyonu geride bıraktı. Rakam büyük, kalabalık bir orduya işaret ediyor. Doğal olarak aklımıza şu soru geliyor: Nüfusa oranla bu kadar devasa bir kamu çalışanı ordusu varken, işler neden hâlâ dijitalleşme çağında bile bir şekilde kağıt üzerinde sıkışıp kalıyor? Sorun personel sayısında değil, bu insan kaynağının teknolojiyle nasıl harmanlandığında yatıyor.
Bugün karşılaştığımız temel tıkanıklık, eski alışkanlıkların yeni nesil dijital sistemlerin üzerine kopyalanmasından ibaret. Masabaşı iş yükünü azaltması gereken yapay zeka araçları ya da bulut tabanlı e-devlet entegrasyonları, kalabalık insan ekiplerinin onay mekanizmalarına takılıyor. Personel sayısı arttıkça, bürokratik katmanlar da dijital dünyada kendine yeni yerler buluyor. Yani teknoloji hız kazandırmak yerine, insan gücünün yarattığı süreci yönetmekle meşgul ediliyor.
İşin ironik tarafı, bu kadar yüksek istihdam rakamlarının konuşulduğu bir dönemde, kamunun teknolojik altyapısını kuracak ve yönetecek nitelikli bilişim personeli hâlâ sınırlı kaynaklarla dönmeye çalışıyor. Genel idari kadrolardaki artış, teknik altyapı yatırımlarının önüne geçiyor. Dijital dönüşüm dediğimiz kavram, sadece ekranları bilgisayara çevirmekten ibaret olmadığından, arkadaki insan kaynağının da bu hıza ayak uydurması gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde bu 5,4 milyonluk devasa yapının manuel iş yüküyle mi boğuşacağı, yoksa gerçekten veriye dayalı kararlar alan akıllı bir sisteme mi evrileceği kritik bir eşik olacak. Eğer personel sayısı artışı dijital yetkinlikle desteklenmezse, artan her yeni kadro sistemin hızını artırmak yerine sadece yükü büyütecek. Masadaki dosyalar dijitalleşiyor olabilir ama zihniyet aynı kaldığı sürece ekranın arkasındaki kalabalık sadece bekleyen iş kuyruğunu uzatıyor.