Kiralık ilan sitesinde yeni çıkan bir daireye bakıp “Bunu kim tutabilir?” diye ekranı kapatmak, son birkaç aydır hepimizin akşam rutinlerinden biri haline geldi. Ev sahibiyle yapılan zam pazarlıklarının gerginliği henüz üzerimizden atılamamışken, TÜİK’in temmuz ayı verileri piyasadaki bu tıkanıklığın sadece bir his değil, rakamsal bir gerçeklik olduğunu masaya koydu. Temmuz ayında konut satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17 oranında geriledi. Milyonlarca insanın hayalini süsleyen ev sahibi olma fikrinin neden bu kadar uzaklaştığını ve bu tablonun ne anlama geldiğini rakamlar net şekilde ortaya koyuyor.
Bu tablonun arkasında tek bir etken aramak büyük bir yanılgı olur. Yüksek enflasyon ve buna bağlı olarak şekillenen kredi faiz oranları, gayrimenkulü yatırım aracı olmaktan çıkarıp sadece ulaşılamaz bir lüks haline getirdi. Bankaların konut kredisi musluklarını ciddi şekilde kısması veya erişilemez oranlar sunması, orta sınıfın ev alma refleksini tamamen dondurdu. Eskiden birikimini gayrimenkulde değerlendirenler şimdi parasını farklı enstrümanlarda tutmayı tercih ediyor çünkü mevcut finansal koşullarda kredi taksitlerini ödemek uzun vadeli bir maliyete dönüşmüş durumda.
Piyasada dönen paranın azalması, müteahhitleri ve üreticileri de köşeye sıkıştırıyor. Yeni projelerin finansman maliyetleri katlandığı için inşaat sektörü yavaşladı, bu da arz-talep dengesini tamamen altüst etti. Ev almak isteyenler yüksek fiyatlarla karşılaşırken, satıcılar da maliyetleri kurtaramadığı için fiyat kıramıyor. Ortada ciddi bir kilitlenme var ve temmuz ayındaki yüzde 17’lik düşüş, bu tıkanıklığın derinleştiğini gösteren net bir sinyal.
Finansal piyasaların genel duruşuna baktığımızda, gayrimenkulün artık esnekliğini kaybettiğini görüyoruz. Geleneksel olarak güvenli liman kabul edilen konut, yüksek faiz ortamında likidite sorunlarıyla boğuşuyor. Parası olan yatırımcı mevduat faizlerinin getirisini tercih ederken, ilk defa ev alacaklar için banka kapıları neredeyse tamamen kapalı. Bu da piyasadaki hareketliliği bitiriyor.
Önümüzdeki aylarda kredi politikalarda radikal bir gevşeme yaşanmadığı sürece bu tablonun tersine dönmesi pek olası görünmüyor. Gayrimenkul sektörü uzunca bir süre daha sadece nakit gücü yüksek alıcıların elinde şekillenecek gibi duruyor. Sizin semtinizdeki emlakçıların camındaki satılık ilanları önümüzdeki günlerde daha ne kadar askıda kalacak, bunu zaman gösterecek.