Milyarlarca dolarlık iklim finansmanı haberlerini okurken genelde devasa fonların hızla aktığı, projelerin hatasız yürüdüğü varsayılır. Gerçekte ise masadaki kalkınma bankalarının onay mekanizmaları, milyarlık yatırımları aylarca, hatta yıllarca aynı odada tutabilir. Vietnam’ın sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda planladığı 700 milyar dolarlık devasa dönüşüm de tam olarak bu bürokratik tıkanıklığın ortasında duruyor. Dünyanın gözü, Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) vereceği kritik kararda.
Bu konunun bu kadar merak edilmesinin sebebi sadece rakamın büyüklüğü değil. Güneydoğu Asya’nın üretim üssü konumundaki bir ülkenin, hem kömürden vazgeçip hem de ekonomik büyümesini sürdürmesinin imkansız olduğu yönündeki yaygın kabulleniş. Herkes Vietnam’ın ya ekonomik krizle yüzleşeceğini ya da çevresel hedeflerinden vazgeçeceğini düşünüyordu. Aslında tablo sanıldığı gibi değil; mesele enerji üretiminden ibaret değil, ülkenin küresel tedarik zincirindeki yerini korumasıyla doğrudan ilgili.
Uluslararası markalar fabrikalarını Vietnam’a taşırken artık tek kriter ucuz iş gücü değil. Apple veya Samsung gibi devler, kendi karbon ayak izi taahhütleri nedeniyle tedarikçilerinin de yeşil enerjiyle çalışmasını şart koşuyor. Yani IFC’nin onaylayacağı ya da geciktireceği her kredi, yarın Vietnam’daki bir fabrikada üretilecek akıllı telefonun kaderini belirliyor. Finansman gelmezse sanayi durmaz belki ama batılı müşteriler siparişleri başka ülkelere kaydırmaya başlar.
Kalkınma bankalarının çalışma prensibi ile sahadaki acil ihtiyaçlar arasındaki makas hiçbir dönemde bu kadar açılmamıştı. Bürokratlar risk analizi yaparken, iklim krizi ve pazar baskısı yerel üreticilere zaman tanıyamıyor. IFC gibi dev finans kurumlarının masasında bekleyen bu dosyalar, yeşil dönüşümün kağıt üstündeki planlardan gerçek hayata geçişindeki en büyük test alanını oluşturuyor.
Önümüzdeki aylarda bu fonların serbest kalıp kalmayacağı, sadece Vietnam’ın değil, benzer ikilemi yaşayan gelişmekte olan tüm ekonomilerin izleyeceği yolu çizecek. Banka onay verse bile paranın sahadaki altyapıya dönüşmesi yıllar alacak. Bu yüzden asıl soru paranın gelip gelmeyeceği değil, geldiğinde ortada kurtarılacak bir sanayi pazarının kalıp kalmayacağı.