7 ayda 3529 konkordato: Dijitalde nerede yanıldık?

Yılın ilk yedi ayında konkordato ilan eden şirket sayısının 3 bin 530’a dayanması, sadece mali tabloların değil, iş yapış biçimlerinin de duvara çarptığını gösteriyor. Ekranlarda sürekli yeni yazılımlardan, bulut tabanlı operasyonlardan ve yapay zeka entegrasyonlarından bahsediyoruz. Fakat bilanço kalemleri bu kadar hızlı kırmızıya dönerken, teknoloji yatırımlarının şirketi kurtarmak yerine neden masraf kapısına döndüğünü kimse yüksek sesle sorgulamıyor.

Geçmişte kriz anlarında şirketler maliyet kısmak için eleman çıkarır veya pazarlama bütçesini daraltırdı. Bugün ise “dijitalleşme” adı altında, altından kalkamayacakları yazılım lisanslarına ve verimsiz otomasyon araçlarına para gömüyorlar. Eskiden manuel yapılan hatalı planlamalar şimdi kurumsal kaynak planlama (ERP) yazılımları üzerinden hatasız bir şekilde ve çok daha büyük maliyetlerle tekrarlanıyor. Fark tam da burada: Araç değişti ama kriz yönetimi refleksleri hâlâ 90’larda kaldı.

Birçok orta ölçekli işletme, sırf piyasada “geride kalmış” görünmemek için ihtiyaç duymadığı bulut altyapılarına yıllık binlerce dolar ödüyor. Şirketin ana faaliyet karı erirken, sırf havalı duruyor diye alınan veri analitiği araçları depoda çürüyen lüks makinelere dönüyor. Teknoloji, doğru kurgulanmadığında verimlilik getirmiyor; sadece batan geminin masraflarını hızlandırıyor.

Bu tablonun teknoloji tarafındaki en büyük kör noktası, yazılımın bir amaç değil araç olduğu gerçeğinin unutulması. Şirketler, temel iş süreçlerindeki yapısal problemleri pahalı kodlarla çözebileceklerini sanıyor. Oysa temel akış bozuksa, en gelişmiş yapay zeka modeli bile sadece hatanın daha hızlı yapılmasını sağlar.

Önümüzdeki aylarda bu sayının azalması için pazarlamacıların sihirli kelimelerine değil, rasyonel teknoloji bütçelerine ihtiyaç var. Acaba şirketiniz yazılım masraflarını kısarken iş süreçlerini de sadeleştirebilecek mi, yoksa sadece faturaların rengi mi değişecek?

Yorum yapın