Ziraat vergi rekorunu nasıl kırdı?

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın açıkladığı kurumlar vergisi listesi her yıl nisan ayında önümüze düşerdi; bu kez takvim şaştı, ağustos ortasında açıklandı. Devletin en büyük kamu bankasının bu enflasyonist ortamda zirveye oturması şaşırtıcı değil, asıl mesele bu tablonun arkasındaki bilanço oyunları ve bankacılık sektörünün karları.

Ortada somut bir gerçek var: Kurumlar vergisi rekortmenleri listesi, aslında memleketin ekonomik iklimini okumanın en kestirme yoludur. Üretimin, ticaretin ya da yüksek teknolojinin mi, yoksa doğrudan para alıp satanların mı kazandığını bu listeye bakarak anlarsınız. Ziraat Bankası’nın ilk sırada yer alması, özel bankaların ve holdinglerin arkasında kaldığı ezberini bozarken, hazinenin kendi cebinden vergi toplamasının maliyetini de sorgulatıyor.

Rakamların arkasındaki bilanço gerçeği

Piyasalar dalgalanırken, enflasyon muhasebesi şirketlerin bilançolarını altüst ederken bankalar karlarını korumayı başardı. KOBİ kredilerinden konut finansmanına kadar geniş bir alanda koşan bu dev yapı, yüksek faiz ortamının, yani paranın en pahalı olduğu dönemin doğal kazananı oldu. Elbette bu durum, sadece Ziraat’in değil, listedeki diğer finans kuruluşlarının da kamusal kaynaklarla büyüyen yapısını gözler önüne seriyor.

Sıralamadaki diğer isimlere baktığımızda ise sürpriz yok. Enerji ve tütün mamulleri dağıtıcıları, her koşulda mal satan tekel konumundaki yapılar yine üst sıralarda yerini almış durumda. Tüketim ne kadar kısılırsa kısılsın, enerji ve temel ihtiyaç kalemlerinden vergi akışı asla durmuyor.

Vergi rekortmeni olmak her zaman gurur tablosu mudur, yoksa yüksek maliyetli bir finansal sistemin yansıması mı? Bu soru uzun süre tartışılacak.

Önümüzdeki çeyrekte faiz politikalarındaki olası gevşemeler, bankaların bu vergi liderliğini sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecek asıl etken olacak.

Yorum yapın